Reklam verin!
İyul 26, 2008 16:26 tarixində, qaraoyneli tərəfindən, Turan bölməsində yazılib       Şərhlər(0)      Baxış sayı:63

      Türkiyədə ölkənin gücü və mövqeyini zəiflətmək üçün iş başına gətirilmiş işbirlikçilərin ölkə içindəki icraçılar və ölkə dışındakı yönəldicilərlə birlikdə koordinasiyalı addımları sonucunda dövlətin yönü və sifətini dəyişdirmək üçün səylər hələ də susqunluqla müşayiət olunur.  Bu "müşahidəçilik durumu" ölkədə şok effekti yaratmağa çalışan akp iqtidarının əlinə işləyir. Ortaya atılmış "çevriliş" oyunun əsas hədəfinin isə Türk Silahlı Qüvvələıri olduğu, bu planın akp-ni iş başına gətirənlərin də uzaqvuran məqsədi olduğu fikri bəlli bir gerçək kimi ortadadır. akp-çi - sorosçu media da bunu açıq bir biçimdə bildirir. "Star" qəzeti bu həbslər olmasa hansısa "çevriliş"in olacağını bildirir, "Zaman"  qəzeti yazarı və islamçı medianın fikir atalarından olan Hüseyin Gülerce isə bu prosesin Dəniz Baykalın karyerasına zərbə olacağını və dolayısı ilə ona da qarşı (eləcə də Ataürkçü qüvvələrə qarşı) olduğunu çıxışlarında açıqlayır. Aşağıda araşdırmaçı-yazar Cem Yarenin durumu dəyərləndirən yazısını təqdim edirik. Gələn yazımız "Ergenekon oyununda yabançı güclərin barmağı"  mövzusunda olacaqdır.


İÇ HİZMET KANUNU-ANAYASA
Bu satırları okurken TARAF’lı TRAVMA zürriyetinin önce “pis pis” sırıtacağını, yazının derinliklerine indikçe hiddetleneceklerini, nihayetinde bana küfredeceklerini biliyorum. Ama bunu yazmadan edemezdim.
T.C. Anayasası;
“MADDE 6. – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu;
“Madde 35 - Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.”
Darbe savunucusu değilim, asla da olmadım. Ancak, ortada durup duran bir gerçeği de, gözlere sokmak pahasına yazmak ve anlatmak zorundayım.
Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan aldığı yetkiyi kullanmak zorundadır. Bundan vazgeçemez, aksi taktirde “görevi ihmal”den, “ihanet-i vataniye”ye kadar uzayan bir hukuki durum ile burun buruna gelir.
Türk Silahlı Kuvvetleri, hemen bütün görevleri için “planlamalar” yapar, bu “planlamaları” tartışır, bir “plan” haline getirir. Ancak her şey orada bitmez, bu “plan”ın “farz ve kabul” bölümü ile “genel durum” kısımlarında süreç içinde meydana gelebilecek durumları da gözeterek “ihtimalat planları” hazırlar.
İç Hizmet Kanunu’nun 35nci maddesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verilen görevin gereği olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, “sahte demokrasi” ile iktidarı “gasbetmiş” ardından da “işbirlikçi”liğe soyunmuş, aldığı yüksek oy nedeniyle de hem “yasama”yı, hem “yürütme”yi kilitlemiş; “yargı”yı da baskı altına almış bir “faşist” yapılanmaya karşı her türlü planı yapmak zorundadır. Çünkü bu durumda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Türk Milleti’nin ve Türk Vatanı’nın korunması yasal zorunluluktur.
Her halde Türk Silahlı Kuvvetleri bu vazifesini “koğuş onbaşısı” bile olamayacaklara bırakacak değildir. Bu planlamanın karkasının çatılması gereken yer, en üst düzeydir. İhtimalat planlarının içinde, ülkenin iktidarını gaspetmiş işbirlikçi bir yapının gerektiğinde askeri darbe ile de olsa görevden uzaklaştırılmasına ilişkin bir planın yer alması da son derece normaldir.
Kısaca, komutanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Türk Milleti’nin ve Türk Vatanı’nın VARLIĞI ve BEKASI için, her türlü planlamayı yapmakla yükümlüdür. Dolayısıyla hiçbir komutan, “darbe” hazırlığı yapmak ile suçlanamaz. Daha da net ifade ile Yüksek Askeri Şura’ya katılma yetki ve sorumluluğu olan hiçbir komutan “darbe hazırlığı” yapmakla suçlanamaz.
Hele bir de bu planlama;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasası ile belirlenmiş değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez vasıfları ile ilgiliyse…
İktidardakiler Anayasa’ya aykırı olarak
“Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.” Açık hükmüne rağmen, “egemenlik” haklarımızı parlamento onayına dahi gerek duymadan, referanduma da gitmeden AB şürekasına devretme İHANETİNE vardırmışlarsa;
Yine anayasamızın açık hükmü olan “Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz”. rağmen, egemenliğin kullanılmasını Avrupa Parlamentosu bir yana, “F” TİPİ YAPILANMAYA, HIRSIZ, UĞURSUZ, NESEBİ, MEŞREBİ, MENŞEİ BELİRSİZLERE BIRAKMIŞSA;
Yine anayasamızın bir başka hükmü olan “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” rağmen, devlet yetkileri tescilli ve kripto “ekalliyet kırıntıları”nın elinde oyuncak olmuşsa, DEVLET ABD’NİN KUCAĞINDAKİ MAÇA KARDİNALİ’NİN “FETVA”LARININ İNSAFINA TERK EDİLMİŞSE; yapılacak başka ne kalmıştır ki.

İŞİNE GELENİ HATIRLA, İŞİNE GELMEYENİ UNUTTUR

Yıl 1977, Taksim’de müthiş bir “provokasyon”.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Namık Kemal ERSUN’u kendine uygun gören GLADIO, onun “emir-komuta” zinciri dışına çıkarak darbe yapması için, “gerekli şartları hazırlama” adına bu provokasyonu yapar, yaptırır. 34 ölü, yüzlerce yaralı…
Tam da o günlerde zamanın 1nci Ordu Komutanı Orgeneral Adnan ERSÖZ, Genelkurmay Başkanlığı’na “OO” (OSKAR-OSKAR) bir mesaj gönderir. Mesajdaki ifade şöyledir:
“Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Namık Kemal ERSUN, yetki ve sorumluluk alanımdaki birliklerimde DARBE’ye hazırlık konuşmaları yapmaktadır. Bu durumun böyle sürmesi mümkün değildir. Gereğini Genelkurmay Başkanlığı mı yapacaktır; gereğini yapma emri bana mı verilecektir?”
Mesaj Ankara’da Genelkurmay Karargahı’na ulaşınca ortalık karışır. Çünkü Orgeneral Adnan ERSÖZ, komutanı olan Orgeneral Namık Kemal ERSUN’un darbe hazırlığı yaptığını ifade etmekte ve ardından da “ya gereğini siz yapın, ya da ben yaparım” demektedir. İşin şaka kaldırır tarafı yoktur.
Hemen, “olağanüstü”, hatta “mutad” olmayan bir Yüksek Askeri Şura toplantısı yapılır. Bütün komutanlar ve orgeneraller toplantıya katılırlar. Toplantıya, toplantı sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetme kudretini eline alacağını düşünerek kasıla kasıla gelen Orgeneral Namık Kemal ERSUN ile içeride konuşulurken, emir subayı Albay, Orgeneral Namık Kemal ERSUN’un evine gönderilir.
İlerleyen saatlerde Orgeneral Namık Kemal ERSUN’un önüne “sağlık nedenleriyle” kılıfı ile “istifa dilekçesi” sürülür ve “İMZALA!” denir. Orgeneral ERSUN, bakar ki durum kötü, basar imzayı. Ardından da Orgeneral ERSUN Genelkurmay Başkanı’nın odasına alınır ve üzerindeki üniforması çıkartılarak, evinden “emir subayı” Albay marifeti ile getirtilmiş, sivil kıyafetleri giydirilir.
Orgeneral ERSUN, Olağanüstü YAŞ toplantısına Kara Kuvvetleri Komutanı olarak üniforma ile girmiş, mütekait ERSUN Efendi olarak sivil kıyafetle çıkmıştır.
İşte Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hassasiyeti ve yapıp da ilan etmediklerinden biri…
Haydi, şimdi konuşun TARAF’lı TRAVMA züriyeti !
O günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri bunu yaparken siz hangi kucaktaydınız?

“İŞİNE GELİNCE KITIR KITIR,GELMEYİNCE MEEEE!”

Dikkatlerinizden kaçmasa gerekir, DSP-ANAP-MHP koalisyonunda Merhum Başbakan Bülent ECEVİT’i biyolojik olarak olmasa bile siyasi olarak öldürülmesi gereken yer olarak BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ belirlenmişti. Bülent ECEVİT eğer, durumu daha geç kavrayıp elini çabuk tutmasa, bir-iki gün içinde “iş göremez” raporu ile “HACİR” altına alınması istenecekti. Ardından da yerine GLADIO’nun yaman bir elemanı HÜSAMETTİN getirilecekti. O günlerde bu olayın üzerine ne FETTOŞ’un, ne HOŞHOŞ’un, ne ZORDUŞ’un ne de KERTUŞ’un medyası gitti. Çünkü, Merhum ECEVİT düşürülecek ve Armenian and Kurdish Party daha da erken Türkiye’nin, Türk Milleti’nin ve Türk Vatanı’nın başına bela edilecekti.
Nedense şimdi akıllarına geliverdi. ERGENEKON’un içi bir türlü dolmadığından bir takım TEZGAHLAR gerekiyor ya… O zaman sessiz kaldıklarına sarıldılar… Hem de ne sarılma… Neden mi? Onlara o zaman YAZMAYIN BRE DENSİZLER diyen en büyük TERÖRİST “Maça KARDİNALİ” “yazın bre zındıklar!” talimatı verdi de ondan…
Yani “işine gelince kıtır kıtır, bibere gelince meeee!”…

İPEKÇİ CİNAYETİ VE SONRASINDAN BİR SAYFA

Merhum İPEKÇİ katledilmiştir. Hem de siyasi bir hava verilerek… Zanlı AĞCA’ya benzer biri Çankaya Karakolu sorumluluk bölgesinde ele geçer; içeri alırlar; vatandaşı döverler, söverler, her türlü melaneti yaparlar ama vatandaş İNKAR eder. Çünkü gerçekten de AĞCA ile, SUİKAST ile hiçbir ilgisi yoktur. Sonunda emektar bir polis, verin bana ben konuştururum der ve vatandaşı alıp dipteki odaya geçer. Bir ekip çıkartıp şimdilerde Dikmen-İlker denen yere gönderir ve genç bir keçi getirtir. Vatandaşı anadan doğma soyar ve popo nahiyesine tuzlu su sürer. Sonra da keçiyi serbest bırakır. Keçi tuzlu su sürülmüş mevkiyi yalamaya başlayınca vatandaş can havliyle bağırmaya başlar;
“İPEKÇİ’yi ben öldürdüm!
İPEKÇİ’yi ben öldürdüm!
Allah’ını seven şu keçiyi oradan çeksinnnnnnnn !”
Tecrübeli emniyetçi işi ağırdan alır…
Bu kez vatandaş…
“Çekin şu keçiyi,
İPEKÇİ’yi de ben öldürdüm, J.F.KENNEDY’i de!...”
Anlaşılan TARAF’lı TRAVMA Medyası ve onların iplerini ellerinde tutan kuklacılar, suç üretmek ve gereken tezgahı kurmak için çoktan KEÇİ avına çıkmışlar bile…
Düşünsenize TARAF’ın M.ALTAN’ından ne keçi olur…

SONRA…


GLADIO E.Org. Adnan ERSÖZ’den intikamını taşeronlarından DEV-SOL’a aldırttı ve öldürttü. Darbeci E.Org. Namık Kemal ERSUN ise eceliyle öldü.
O zamanlar GLADIO daha çok Tercüman Gazetesi’ni ve Nazlı ILICAK’ı kullanırdı. Şimdi de Nazlı ILICAK’ı hala kullanıyor, ama ilaveleri var… Yeni Şafak’ı, Taraf’ı, Zaman’ı, Vakit’i ve dahasını. O zamanlar kullandıklarının markaları MİLLİYETÇİ’lerdi, şimdilerde DİNCİ’ler, LİBOŞ’lar…
Bu dilekçe sonuçta bu ülkenin başına “ABD’nin çocuğu” nitekim Kenan’ı tebelleş etmiştir. Neyse daha da uzatmaya gerek yok.
Şimdi de GLADIO, hemen her kesi ve her kesimi kullanıyor. Umarım bunları görebilenler vardır…

 

Cem Yaren 
 

 


Bookmark and Share


Şərh yazın

  • shocked
  • smile
  • evil
  • grin
  • question
  • lol
  • rolleyes
  • mad
  • wink
  • razz
  • confused
  • redface
  • cool
  • suprised
  • cry
  • sad

captcha